alkol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alkol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2013 Salı

İrritable barsak sendromu


“Hastalığın kadınlarda 2 kat daha fazla görülmesi, adet dönemlerinde belirti ve bulguların şiddetlenmesi hormonal faktörlerin rolünü desteklemektedir.”
Belirti ve bulguların 50 yaşın üstünde ve yeni başlangıçlı olması, kilo kaybı, makattan kan gelmesi, dışkılmayla geçmeyen karın ağrısı  özellikle gecede oluyorsa, gecede uyandıran ishal, demir eksikliği anemisi varsa  kolonoskopi gibi daha ileri incelemeler gerekebilir.
Genellikle 40 yaşından sonra başlayan kronik bir hastalıktır. Genel popülasyonun %30’ undan fazlası hayatının belirli bir zaman diliminde bu hastalıktan etkilenmektedir. Kadınlarda 2-3 kat daha fazla gözlenmektedir. IBS olan kişilerde depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik rahatsızlıklara 2 kat daha fazla rastlanmaktadır.
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bahçecioğlu, irritable barsak sendromu hakkında şu bilgileri verdi: “Kalın barsakların etkilendiği sık görülen bir rahatsızlıktır. Sıklıkla karın ağrısı, şişkinlik, gaz, ishal veya kabızlık gibi yakınmalar vardır. Müzmindir. Barsakta herhangi bir yapısal bozukluk yoktur. Kolon kanseri riskini artırmaz. Barsak kontraksiyonları normalden daha kuvetli ve daha uzun olabilir. Gaz şişkinlik ve ishal olabilir. Barsak kontraksiyonları yavaş olabilir. Sert, ve kuru dışkılama olmasına neden olur.  Barsaklardaki sinir sisteminde anormallikler,  Beyin ve barsaklar arası uyarılarda koordinasyon bozukluğu vardır. Karın ağrısı, ishal ve kabızlık ortaya çıkar.”
Prof. Dr. İbrahim Halil Bahçecioğlu, hastalığı tetikleyen faktörlerin kişiden kişiye değiştiğini belirterek, “Çikolata, yağlı ve baharatlı yiyecekler, süt, karbonatlı gıdalar bazı hastalarda belirti ve bulguları tetikleyebilir. Sınavlar ve yeni işe başlama gibi stres faktörleri belirtileri ağırlaştırabilir, sıklığını artırabilir” diyerek şöyle devam etti: “Hastalığın kadınlarda 2 kat daha fazla görülmesi, adet dönemlerinde belirti ve bulguların şiddetlenmesi hormonal faktörlerin rolünü desteklemektedir.  Barsak infeksiyonları ve barsaklarda aşırı bakteri çoğalması da neden olabilir.  Karın ağrısı ve rahatsızlık hissinin dışkılma ile azalması, dışkılma sıklığında, şeklinde değişiklik olması ve bunun son üç ay içinde, ayda en az üç gün sürmesi ve diğer nedenlerin dışlanması ile teşhis konulabilir. 
Belirti ve bulguların 50 yaşın üstünde ve yeni başlangıçlı olması, kilo kaybı, makattan kan gelmesi, dışkılmayla geçmeyen karın ağrısı özellikle gecede oluyorsa, gecede uyandıran ishal, demir eksikliği anemisi varsa  kolonoskopi gibi daha ileri incelemeler gerekebilir.
Bazı yiyecek ve içecekler belirti ve bulguları artırabilir. Alkol, çikolata, kafeinli kahve ve soda gibi içecekler, sorbitol ve manitol gibi tatlandırıcılar ve yağlı yiyeceklerin diyetten elimine edilmesi belirti ve bulguları iyileştirebilir.  Sıvı alınımın artılması yarar sağlayabilir. Her gün aynı saatte yemek yeme barsak hareketlerinin düzenli olmasını sağlayabilir. İshalli hastalarda sık öğünler halinde beslenme, kabızlığı olanlarda yalnızca normal öğünlerde yemek yenmesi ve diyetteki fiber oranının arttırılması yararlı olabilir. Ayrıca hastaların belirti ve bulgularına yönelik olarak ilaç tedavileri uygulanabilir.”

Dört kişiden birinde karaciğer yağlanması var


Karaciğer yağlanması olan hastalarda, şeker hastalığı, damar sertliği, pankreas ve meme kanseri oranı, yağlanma olmayanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir. Karaciğer yağlanması, toplumda en sık rastlanan karaciğer hastalığının ötesinde, en sık rastlanan hastalıklardan birisi haline gelmiştir. 
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şentürk,  Türk toplumunda karaciğer yağlanmasının çok fazla görüldüğünü belirtti. Şentürk, “Karaciğer yağlanması, siroz ve karaciğer kanserinin en büyük nedenlerindendir” diye konuştu. 
Şentürk, Türk toplumunda 4 kişiden birinde karaciğer yağlanması görüldüğünü belirtti. Karaciğer yağlanmasının alkolik karaciğer yağlanması ve non alkolik karaciğer yağlanması olarak iki grupta incelendiğini belirten Dökmeci, “Alkolün ilk etkisi olan karaciğer yağlanmasının derecesi fazlaysa başka hastalıklara da yol açar. Ancak alkolün neden olduğu karaciğer yağlanmasından kurtulmak mümkündür. Alkolü kesince hasta normale döner” diye konuştu.  
Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasını ise dört faktöre bağlayan Prof. Dr. Şentürk, bu sebepleri; genetik özellik, insülin direncinin gelişmesi, düzensiz beslenme ve metabolik sendrom şeklinde açıkladı. Yağlı yiyecekler, fast food yiyeceklerin obeziteye dolayısıyla da karaciğer yağlanmasına yol açtığını bildirdi ve tedavi edilemeyen karaciğer yağlanmasının uzun yıllar sonra karaciğer kanserine yol açabileceğini belirtti. 
Karaciğer dokusu içindeki yağ oranı sağlıklı koşullarda % 5’den azdır. Bu oran, yağlanmanın derecesine bağlı olarak % 90’lara kadar çıkabilmektedir. Karaciğer yağlanmasının temel nedeni, çoğunlukla, aşırı beslenme ve egzersiz azlığı, seyrek olarak da yüksek derecede alkol alımı ve genetik hastalıklardır. Alınan yağlar ve şeker yakılarak tüketilmedikleri taktirde karaciğerde yağ birikmesine yol açmaktadırlar. Karaciğerde yağ birikmesinin uzun süre devam etmesi, sertleşme ve sonuçta siroz, karaciğer yetersizliği ve kansere yol açabilmektedir. 
Toplumda karaciğer yağlanma oranı, son zamanlarda, toplumdaki global şişmanlamanın sonucu olarak, % 15’lere kadar yükselmiştir. Karaciğer yağlanması olan hastalarda, şeker hastalığı, damar sertliği, pankreas ve meme kanseri oranı, yağlanma olmayanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir. Karaciğer yağlanması, toplumda en sık rastlanan karaciğer hastalığının ötesinde, en sık rastlanan hastalıklardan birisi haline gelmiştir. Çoğu zaman sessizdir. Bazen halsizlik, yorgunluk, ve karın sağ üst kısmında şişkinlik, dolgunluk gibi bulgular verebilir. 
Tedavisindeki temel nokta egzersizin artırılması ve beslenmenin uygun tarzda düzenlenmesidir. İlaçların etkisi çok sınırlıdır.