Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2018 Cuma

Engelliler herkesle eşit haklara sahip olmalı


Engelliler Konfederasyonu tarafından düzenlenen “Engelli Çocukların ve Yetişkinlerin İnsan Hakları; BM Engelli Hakları Sözleşmesi Diyaloğu Çalıştayı”, 13-14 Aralık 2018 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli, Engelli bireylerin herkesle eşit fırsatlara, haklara ve olanaklara sahip olması gerektiğini, bu konuda hala çözülememiş sorunların bulunduğuna dikkat çekti.  
Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Avrupa Engelliler Forumu (EDF) ve Uluslararası Çocuk Merkezi’nin (ICC) birlikte yürüttüğü “Batı Balkanlar ve Türkiye’de Çocukların Şiddetten Korunması ve Engelli Çocukların Toplumsal Yaşama Katılımının Desteklenmesi” programı kapsamında düzenlenen çalıştaya yurt içi ve yurt dışından uzmanlar; dernek, vakıf, spor kulübü vb. engelli örgütleri ve akademisyenlerin yanı sıra, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı temsilcileri katıldı.
Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli çalıştayda yaptığı açıklamada, uzun zamandır Avrupa Engelliler Forumu ile çeşitli organizasyonlar yürüttüklerini belirterek, “Geçen ekim ayında BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin tarihçesini, aşamalarını, önemini ve sözleşmenin temel ilkelerini konuşmuştuk. Bu toplantımızın konusu da engelli çocuk ve yetişkinlerin insan hakları. Bir önceki toplantıdan farkı ise sözleşmenin içerisine girecek olmamız. Yani önemli gördüğümüz bazı maddeleri öne çıkartacağız. Ele aldığımız konular arasında engellilerin siyasal ve kamusal hayata katılımı ve karar alma süreçleri var. Ayrıca bağımsız yaşam hakkı üzerinde de duruyoruz. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin temel prensipleri, gölge raporlama teknikleri, Evrensel Periyodik İnceleme süreci ve diğer uluslararası bağlayıcı mekanizmalar hakkında ayrıntılı çalışılıyor.  Avrupa Engelliler Forumu (EDF) temsilcisi aramızda. EDF, Avrupa’da 80 milyon engelliyi temsilen eden, engelliler ve aileleri tarafından yürütülen bağımsız bir sivil toplum örgütü. EDF’nin Türkiye’de yakın işbirliği içinde çalıştığı yerlerden biri de Engelliler Konfederasyonu. Konfederasyon olarak, Türkiye’de engelli örgütlerinin uluslararası insan hakları mekanizmalarını aktif kullanmasını ve savunuculuk becerilerini geliştirmesini hedefliyoruz. Temsilcisi burada bir diğer önemli kuruluş Uluslararası Engelliler Birliği(IDA) ise, Engelli Hakları Sözleşmesi’nin ortaya çıkması sürecinde etkin bir rol oynayan, engelli sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu küresel, bölgesel ve ulusal bir ağ. IDA, geçtiğimiz yaz Engelliler Konfederasyonu’nun Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi’ne yazdığı STK Gölge Raporu’na da teknik destek vermişti” dedi.

“Sorunlara çözüm bekleniyor”

Engellilerin benzer birçok konuda sıkıntıları olduğunu vurgulayan İçli, yetkililerin en kısa zamanda taleplerine cevap vermesini ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi. İçli şunları söyledi:
“Halen engellilerin herkesle eşit fırsatlara, haklara ve olanaklara sahip olma, bağımsız ve kendi kendine yeterli birey olma, erişilebilir bir ülkede ve kentte yaşama, ayrımcılığa tabi olmama ve tüm karar alma süreçlerine etkin bir biçimde katılma talepleri karşılık bulmuş değil. Engellilere karşı ön yargılar, ayrımcı tutum ve davranışlar bütün acımasızlığı ile devam ediyor. Engelliler ısrarla karar alma süreçlerinin dışında tutuluyor. Eğitimden istihdama, siyasete, bütün toplumsal yaşam alanlarında engellilerle engelli olmayanlar arasındaki büyük eşitsizlik devam ediyor.”

Türkiye’den ve dünyadan önemli isimler çalıştayda buluştu

Engelliler konfederasyonun 52 ilde yürütmekte olduğu “Türkiye Engelliler Meclisine Doğru” projesi kapsamında bu güne kadar yerel Engelli Meclislerinin kurulduğu 31 ilden engelleri örgütleri temsilcileri de çalıştaya katıldı.
İnsan Hakları Ortak Platformu’ndan (İHOP) Feray Salman, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nden (STGM) Levent Korkut, Avrupa Engelliler Forumu (EDF) uluslararası sözleşmeler uzmanı Marlee Quinn, Uluslararası Engelliler Birliği (IDA) insan hakları uzmanı Juan Ignacio Perez Bello, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’nden (TOHAD) İdil Seda Ak, Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği’nden Adem Kuyumcu ve Serpil Karaoğlu, İnsan Hakları Avukatı Sinem Hun, Uluslararası Çocuk Merkezi’nden Işıl Erdemli, Sağlık Hizmetleri Sendikası ve Gülhane Hastanesi Engelli Koordinasyon Birimi’nden Ayşe Sarı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden Deniz Çağlayan Gümüş ve Seda Şentürk Ünal çalıştaya eğitimci ve kolaylaştırıcı olarak katkı sundular.

19 Mart 2013 Salı

Obez çocuğun tedavisinde aile hekiminin rolü



Yanlış beslenme alışkanlıkları, modern çağın getirdiği hareketsizlik, hazır yemek tüketimi, porsiyonların büyümesi, alınan ve harcanan kalori dengesizliği gibi nedenlerle Avrupa’da her 2 yetişkinden 1’i ve her 7 çocuktan 1’i aşırı kilolu veya obezdir.



WHO ve OECD raporlarına göre, OECD ülkelerindeki nüfusun yarısı obez veya aşırı kiloludur. 10 yıl içinde nüfusun 2/3’ünün aşırı kilolu hale geleceği tahmin edilmektedir. Türkiye’de obezite ve diyabet en önemli toplum sağlığı sorunlarıdır. Dünya Sağlık Örgütü diyabeti yeni bin yılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak kabul etmektedir. 2010 yılında ülkemizde yapılan TURDEP-II çalışmasında, geçtiğimiz 12 yılda diyabet sıklığının %90, obezitenin ise %44 arttığı gösterilmiştir. Yine aynı çalışmada Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13.7’ye ulaştığı ortaya çıkmıştır.

Dünyayla birlikte Türkiye’de de özellikle son 10 yılda çocuklarda obezite görülme sıklığı arttı. Beslenme alışkanlıklarındaki ve sosyal yaşamdaki ciddi değişimler bu artışın en önemli nedenleri arasında yer alıyor.
Annelerin eskiye oranla daha çok çalışıyor olması, evde yemek yeme alışkanlığının azalmasına ve fast-food tüketiminin artmasına yol açtı. Ayrıca çocukların boş zamanlarını artık bilgisayar ya da televizyon başında geçirmeleri ve hareketsizlik obeziteyi artıran bir başka unsur olarak karşımıza çıkıyor.



Obezite erken tespit ve tedavi edilmeli

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Gastroentroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan ve Uzman Diyetisyen Binnur Okan çocuklarda obezite tedavisi konusunda bilgiler verdi. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi çatısı altında çocuklarda obezite tedavisi alanında bir ekip olarak çalışan Dr. Gülcan ve Dyt. Okan, obezitenin erişkin yaşlarda da kalp damar, karaciğer ve diyabet hastalığına yakalanma riskini artırdığının altını çizerek, “Obezite erken tespit edilmeli ve tedavi edilmeli. Hem tespit hem tedavi sürecinde aileler kadar çocuk hekimlerine de çok iş düşüyor” diyor.

Son yüzyılda, kişi başına şeker tüketimi 50 kat arttı. Sofra şekeri, vücuda girince, kan şekerini yükseltir. Bu yükselmeler pankreastan insülin salgısını başlatır ancak aşırı şeker tüketimi ve ani şeker yükselmeleri sonucu pankreasın aşırı insülin salgılaması  “reaktif hipoglisemi” ataklarına sebep olabilir ve sık yaşanan tatlı krizleri ortaya çıkar. Reaktif hipoglisemi bir süre sonra kalıcı insülin fazlalığına dönüşürse “insülin direnci” gelişir. Tatlı atakları, şeker krizleri, çikolata, dondurma nöbetleri sıklaşıp şekerli yoğun beslenme devam ettikçe kısır döngü başlar. Sonrasında hipoglisemi yemeleri ile gelen kilolar, bel kalınlaşması ve göbeklenme... Sonrasında pankreas yavaş yavaş yoruluyor, insülin rezervleri tükenmeye başlıyor ve diyabete aday olarak başlayan bu kısır döngü önlem alınmadığı takdirde bireyi diyabet hastası yapabiliyor.

Neden besleme bozukluğu ve hareketsizlik

Çocuklarda obezitenin en belirgin iki nedeninin besleme bozukluğu ve hareketsizlik olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Gastroentroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan, diğer nedenlere kıyasla daha az da olsa genetik faktörlerin de rol oynadığını söylüyor. “Dünya ile birlikte Türkiye’de de özellikle son 10 yılda çocuklarda obezite görülme sıklığı arttı. Beslenme alışkanlıklarındaki ve sosyal yaşamdaki ciddi değişimler bu artışın en önemli nedeni. Annelerin eskiye oranla daha çok çalışıyor olması, evde yemek yeme alışkanlıklarımızın azalmasına ve fast-food tüketiminin artmasına yol açtı” diyen Dr. Gülcan ayrıca çocukların boş zamanlarını artık bilgisayar ya da televizyon başında geçirdiklerini ve hareketsizliğin obeziteyi artıran bir başka unsur olduğunu ifade ediyor.

Yanlış beslenme alışkanlıkları, modern çağın getirdiği hareketsizlik, hazır yemek tüketimi, porsiyonların büyümesi, alınan ve harcanan kalori dengesizliği gibi nedenlerle Avrupa’da her 2 yetişkinden 1’i ve her 7 çocuktan 1’i aşırı kilolu veya obezdir. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) kaynaklarına göre de AB ülkelerinde tahmini 25 milyon kişi diyabet ile yaşamaktadır. Obezitenin giderek artması ile hükümetlerin obeziteyi önlemeye yönelik çalışmalarında da artış gözlenmektedir.



“Obeziteyi çocuk hekimleri tespit etmeli”

Obezitenin tespit edilmesi konusunda çocuk hekimlerine çok görev düştüğünü belirten Dr. Gülcan “Hekimler olarak obeziteyi genelde atlıyoruz. Hasta bize hangi hastalıkla gelirse gelsin, muayene sırasında mutlaka boyuna ve kilosuna bakmalıyız. Eğer obezite söz konusu ise bu konuda aileleri bilgilendirmeliyiz. Hastanın şikayeti dışında da obezitenin taranması hekimin toplumsal görevidir” diye aktarıyor. Dr. Gülcan obezitenin tetiklediği sağlık problemlerini şöyle sıralıyor: “Obezite ciddi kalp damar hastalıklarına davetiye çıkarır. Diyabete, metabolik sendrom dediğimiz insülin direncine, karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Karaciğer yağlanması en ciddi sorunlardan biridir, çünkü hastalık tedavi edilmediğinde siroza dönüşür ve ciddi ölüm riski taşır.”


Doğru beslenme ve düzenli spor

Söz konusu hastalıklara çocukluk yaşlarında rastlanabildiği gibi eğer obezite devam ederse erişkin yaşlarda da rastlandığına dikkat çeken Dr. Gülcan, “Obezitenin çocuk yaşta farkedilmesi ve tedavi edilmesi sonraki yaşlardaki rahatsızlıkların da önüne geçilmesini sağlar. Doğru beslenme ve düzenli spor konusunda küçük yaşlarda yapılan bilinçlendirme geleceğe yatırımdır” diyor.
                               
Ebeveyn kendi beslenmesini değiştirmeli

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Binnur Okan tedavi sürecinde yeme alışkanlıkları, uyku düzeni, fiziksel aktiviteler ve boş zamanlarını nasıl değerlendirdiği konularında çocuğun ve ailenin alışkanlıklarını detaylı bir şekilde değerlendirdiklerini ifade ediyor.  “Ne kadar doğru alışkanlık kazandırılmaya çalışılsa da çocuk her konuda anne babayı taklit eder. Ailenin yapacağı en önemli şey çocuğa örnek olmasıdır” diyen Dyt. Okan yaklaşımın da önemli olduğunun altını çiziyor.



Çocukla kurulan iletişim

“Çocukla iletişim kurarken ‘sen hastasın, bu yüzden diyet yapman gerekiyor’ yaklaşımı bizi başarısızlığa hatta telafisi olmayan bozukluklara sürükler. Onun yerine ‘senin şimdiden sağlıklı beslenmeyi öğrenmen gerekiyor ki hayat boyu sağlıklı yaşayabilesin’ yaklaşımını benimsemek gerekiyor. Çocuğun üzerinde beslenme baskısı kurmak iyi sonuç getirmez. Hiçbir şeyi yasaklamamalı ama çocuğu ona zararlı olan yiyeceklerin tatlarından uzaklaştırmalı, tüketmesi ertelenmeli. Birden fazla sağlıklı alternatif sunarak seçim yapma şansı vermeli. Bu kolay ve kısa bir süreç değil. Bunu kısa süreli bir diyet olarak değil, yaşam boyu sürecek bir sağlıklı beslenme alışkanlığı görmeli.”
Beslenme bozukluklar ile sınav stresi arasında ilişki olduğunun da altını çizen Dyt. Okan, “Sınav stresi çok erken yaşlara indi. Çocuklar streste oldukları için doğru beslenmeyi sınavdan sonrasına erteliyor, sürekli ders çalışma zorunluluğundan ötürü eve hapsoluyor, dışarı çıkıp fiziksel aktivitelerde bulunmak vakit kaybı olarak görülüyor. Oysa fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme zihinsel aktiviteyi besler” diyor.








24 Ağustos 2011 Çarşamba

Çocukların tuvalinden “Epilepsi”

Türk Epilepsi ile Savaş Derneği tarafından sanofi-aventis desteği ile bu yıl beşincisi düzenlenen “Epilepsi ve Ben” Resim Yarışması ile epilepsi hastası olan 6-16 yaş arası çocukların kendilerini ifade etmelerini sağlamak, epilepsiden etkilenen bireyleri ve aileleri yakınlaştırmak amaçlanıyor.

Türk Epilepsi ile Savaş Derneği tarafından sanofi-aventis desteği ile bu yıl beşincisi düzenlenen  “Epilepsi ve Ben” Resim Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 4 Haziran 2011 tarihinde Şile’de düzenlenen Epilepsi Sempozyumunda gerçekleştirilen ödül töreninde dereceye giren çocuklar ödüllerini aldı. Epilepsi hastası olan 6 -16 yaşları arasındaki çocukların katılabildiği yarışma ile epilepsi konusunda farkındalığı artırmak, epilepsi hastası olan çocukların kendilerini ifade etmesine olanak yaratmak ve epilepsiden etkilenen bireyleri ve aileleri yakınlaştırmak amaçlanıyor.
6-11 ve 12-16 yaş arası olmak üzere iki ayrı yaş kategorisinde gerçekleştirilen yarışmaya yine yoğun bir katılım sağlandı. Birbirinden yaratıcı 98 resmin katıldığı yarışmada, sulu boya, yağlı ya da kuru, pastel, yağlı boya ya da karışık türlerde resimler yarışıyor.  
Jüri değerlendirmesine göre, 6-11 yaş kategorisinde, yarışmaya İstanbul’dan katılan Dilara Kayra Koçak birinci seçildi. Adana’dan Nagihan Batuk ikinci, Bursa’dan katılan Feyzanur Kocaman üçüncü oldu.
12-16 yaş kategorisinde ise; yarışmaya Adana’dan katılan Muhammed Emin Türkoğlu birinci, Antalya’dan Dilay Yılmaz ikinci, Antalya’dan Serhat Peker ise üçüncü oldu. Her iki kategoride de birincilik ödülü 2.000 TL, ikincilik ödülü 1.500 TL ve üçüncülük ödülü ise 1.000 TL idi.
Geçen sene olduğu gibi, bu sene de Türk Epilepsi ile Savaş Derneği tarafından belirlenen resimleri çeşitli hastanelerde sergileme kararı alındı. Eserlerin ayrıca, takvim, posta kartı olarak kullanılması da planlanıyor.

Epilepsi tedavi edilebilir

Epilepsi hastalığının başlıca belirtisi tekrarlayan nöbetlerdir. Bu nöbetler her yaşta ve her cinsiyette görülebilir. Epilepsi nöbeti, basitleştirilmiş şekliyle beyin fonksiyonlarında kısa süreli bozukluğa bağlıdır. Nöbetler, beyin hücrelerinde geçici, anormal elektrik sinyali yayılması sonucu ortaya çıkar.
Beyine ait gelişim bozuklukları, tümörler, beyin kanaması, beyinde hasara neden olabilecek enfeksiyonlar, kafa travmaları, yaşlılıkta ortaya çıkan Alzheimer hastalığı, inme gibi durumlar epilepsinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca bazı epilepsilerin ailevi geçişli olduğu bilinmektedir. Bazılarında ise neden saptanamamaktadır.

Epilepsi tedavi edilebilen bir hastalıktır. Buradaki en önemli amaç nöbetlerin durdurulmasıdır. Tedavide çeşitli ilaçlar kullanılır, bu ilaçlar hastaların çoğunda nöbetleri başarıyla kontrol eder. Çeşitli ilaçlara rağmen nöbetleri devam eden hastalar, tedaviye dirençli kabul edilir. Bu hastalar için ilaç geliştirme çalışmaları yoğun bir şekilde sürmektedir. Ayrıca uygun hastalarda, cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.