Nöroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nöroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2018 Cuma

Her 10 kişiden 1'i Alzheimer hastası

Çağımızın en korkulan hastalıklarından biri olan Alzheimer hastalığı’nın insan beynine 25 yıl öncesinde yerleştiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Selen Gür Özmen, “Alzheimer hastasının son 25 senesinde beynindeki patolojiler, yavaş yavaş oluşmuştur ve süreç sonuna ulaştıktan, tüm patolojiler beyne oturduktan sonra, unutkanlıklar başlamıştır” dedi.
.
Dünya genelinde her 10 kişiden 1’i Alzheimer hastası. Unutkanlıkla kendini gösteren, yer-yön kabiliyetinin kaybedilmesi gibi beynin bazı fonksiyonlarını yerine getirememesiyle devam eden süreç, hem hasta hem de çevresindeki bireyler için yıpratıcı olmakta. Beyni koruyan her şeyin aslında kalbi de koruduğunu ve Alzheimer’ın insan beynine 25 yıl öncesinde yerleştiğini açıklayan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sinirbilim Anabilimdalı’nda Öğr. Görevlisi Uzm. Dr. Selen Gür Özmen, Alzheimer hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

“ALZHEİMER BEYİNDE 25 YIL ÖNCESİNDE BAŞLIYOR”

Alzheimer’ın unutkanlıkla farkedilmeye başladığını belirten BAU Sinirbilim Anabilimdalı’nda görevli Uzm. Dr. Selen Gür Özmen, hastalığın genetik faktörlerden oluşmasının yüzde 2 oranında olduğunu söyledi. Her an herkeste olabilecek bir hastalık olduğunu vurgulayan Özmen şunları söyledi; “Alzheimer hastası unutkanlıkla hekimin karşısına ilk geldiği zaman moral bozucu olan kısım şu; Hastalığa dair her şey olmuştur ve bitmiştir. Aslında Alzheimer hastasının, son 25 senesinde beynindeki patolojiler, yavaş yavaş oluşmuştur ve son haline ulaşmaya yakın hastada gözle görülür değişiklikler yaratmaya ancak başlamıştır. Yani o dakikadan sonra aslında yapacak çok fazla bir şey yoktur. Örneğin; 70 yaşında bir hasta, hastaneye geldiğinde unutkanlığı başlamış oluyor. Biz hastaya 70 yaşında Alzheimer teşhisi koyarsak, aslında bu demektir ki hastalığı, 40-45 yaşında başlamıştır. Yani beyinde oluşan problem aslında 20-25 yıl önce başlamıştır. Sonunda her şey bittiği zaman unutkanlık başlıyor. O yüzden tedavi olarak o aşamada yapılacak tek şey hastayı biraz rahatlatmak, elimizdeki ilaçlarla hastalığı çok az da olsa yavaşlatabilmek.”

“EMEKLİLİK BEYNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

Uzm.Dr. Selen Gür Özmen, “Emekliliğin de beyni çok olumsuz etkilediğini söylemek lazım. Japon kültüründe örneğin emeklilik yoktur. Bir iş biter, başka bir iş başlar. Bu meşguliyet de Uzak Doğu’nun bu çalışkan kültüründen etkilenmiş bölgelerinde yaşlanan bireylerin çok sağlıklı bir biçimde yaş aldığı ve Alzheimer gibi nörodejenerasyona neden olan hastalıklara yakalanmadan uzun bir ömre sahip olduklarını göstermiştir. Ayrıca yüksek entellektüel düzeye sahip olan insanlardaki kayıp, çok çabuk belli olmuyor. İki insan düşünün. Birinin eğitim yılı daha düşük, daha içine kapanık, erken yaşta emekli olmuş, bir de üstüne herhangi bir nedenle tetiklenmiş bir depresyon yaşadığını varsayalım. Diğeri üniversite mezunu, çalışmayı bırakmamış, daha sosyal, daha huzurlu bir hayatı olan biri. Bu noktada ikisinin de beyinlerinde Alzheimer hastalığının alt yapısını oluşturan beta amiloid ve nörofibriler yumak dediğimiz iki tane istenmeyen protein birikiminin başladığını düşünelim. Eğitim düzeyi daha düşük olan, daha az insanla iletişim halinde olan, daha depresif olan kişinin beynindeki o protein yapılanması hemen unutkanlığa sebep olurken, eğitim seviyesi yüksek daha sosyal, daha neşeli, beynine sürekli yeni girdiler olan kişinin unutkanlığının başlaması, diğerine göre daha çok sonra oluyor. Birinin 65 yaşında başlarken, diğerinin 80 yaşında başlayabiliyor” diye konuştu.

“NEGATİF İNSANLAR BEYNİN DÜŞMANI”

Dünyada ve ülkemizde Alzheimer oranlarında azalma olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Selen Gür Özmen, her 10 kişiden 1’inin Alzheimer hastalığına yakalandığını ve toplumda görülme sıklığının artmasının ise yaşam süresinin uzamış olmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra insan beyninin sosyalleşmek üzerine kurulmuş bir yapı olduğunu belirten Özmen, etrafımızdaki insanların da beynimizin sağlığını etkilediğini vurguladı. Özmen, “İnsan beyni sosyal iletişime muhtaç. Konuşmak, anlatmak, paylaşmak, dinlemek, deneyimlerden bilgi aktarımı. İnsanlar bu tarz iletişimleri sayesinde yeni şeyler öğrenirler, hayatlarında değişiklik yapmaya karar verebilir, yeni planlara başlarlar. Bütün bunlar beynin gelişimi ve aktif kalmasını sağlayan özellikler. Güzel dostlukların beyne tek başına kitap okumaktan bile çok daha fazla katkı sağlayabileceğini unutmamalıyız. Bütün bunlar beyni çok aktif tuttuğu için Alzheimer gibi, beyni sosyal iletişime kapalı hale getiren hastalıklardan da korunmak açısından çok önemli şeyler. Kasvetli ve etrafımızda bize negatif enerji veren insanların çok olduğu ortamlardan sakınmalıyız zira bu istenmeyen sosyal ortamlar beyin hastalıklarını da tetikleyen faktörler.”

“BİTTER ÇİKOLATA TÜKETİN”

Kalbimizi koruyan her şeyin beynimizi de koruduğuna dikkat çeken BAU Öğr. Görevlisi Uzm.Dr. Selen Gür Özmen, “Hastalık başladıktan sonra şu anda elimizde bir tedavi yöntemi olmadığına göre Alzheimer’a yakalanmamak için bilinen tüm önlemleri almamız gerekiyor. Akdeniz tipi beslenmenin koruyucu olduğunu söyleyebiliriz. Haftada en az bir kere omega-3’den zengin yağlı balık, her gün bol yeşil yapraklı sebze, zeytinyağı ile yapılan yemeklerin tüketilmesi ve kahvenin günde bir bardak ile sınırlandırmanın koruyucu önlemler olduğunu söyleyebiliriz. Antioksidan içeriği olan kakaonun da koruyucu olduğu düşünülüyor. Burada yüksek kakao içeren yiyeceklerden bahsediyoruz. Artık bitter çikolataların üzerlerinde yazıyor. Kakao oranı ne kadar yüksekse beyne yardımı o kadar çok oluyor. Nöron yapısında antioksidan bir etkisi var kakaonun. Beyin hastalıklarından koruyucu bir etkisi de olduğu düşünüyor” dedi.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Multipl Skleroz’a Karşı Yeni Ajan Yolda



Kazalardan sonra gençlerde sakatlığa neden olan bir numaralı neden olarak gösterilen Multipl Skleroz hastalığına karşı yeni çözümler araştırılıyor.
Farklı birçok belirti ile ortaya çıkan, bin bir yüzlü hastalık MS’e karşı yeni ilaçlar gündemde. Sanofi-aventis tarafından geliştirilen yeni oral tedavi ajanının hastalığın kontrolünde anlamlı iyileşme sağladığı belirtildi.  Ottawa Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Departmanı’ndan Prof. Dr. Mark S. Freedman, ilacın etkisinin MR sonuçları ile ortaya konduğunu söyledi.

MS'e karşı yeni çözümler araştırılıyor

Kazalardan sonra gençlerde sakatlığa neden olan bir numaralı neden olarak gösterilen MS’e (Multipl skleroz) karşı yeni çözümler araştırılıyor. Sanofi-aventis’in multipl skleroz tedavisi için geliştirdiği yeni oral tedavi ajanı teriflunomid ile gerçekleştirilen Faz II çalışmanın bir yıllık yeni sonuçlarını açıkladı. Bu yeni ajanla ile hastalığın kontrolünde anlamlı iyileşme gözlendiğini ortaya koydu. Hastalığın kontrolü MRG (manyetik rezonans görüntüleme) ile değerlendirildi. Güvenlilik profili, Faz II monoterapi çalışmasından elde edilen verilerle uyumlu bulundu.

Bu sonuçlar, Amerikan Multipl Skleroz Tedavi ve Araştırma Komitesi’nin (ACTRIMS: American Committee for Treatment and Research in Multiple Sclerosis), San Antonio’da (ABD) yapılan yıllık olağan kongresinde, en önemli sözlü sunumun konusu olarak sunuldu. Bu çalışma, MS hastalarında teriflunomidin tek başına  (monoterapi) veya yardımcı tedavi olarak etkinliğinin araştırıldığı, geniş kapsamlı bir klinik geliştirme programı çerçevesinde gerçekleştirildi.

Ottawa Üniversitesi (Ontario, Kanada) Tıp Fakültesi Nöroloji Departmanı’ndan Prof. Dr. (HBSc, MSc) Mark S. Freedman, “Bu keşif araştırmasının bir yıllık sonuçları, sabit beta interferon tedavisiyle birlikte uygulanan teriflunomid ile, MR incelemesiyle değerlendirilen hastalık aktivitesinde anlamlı iyileşme ve kabul edilebilir bir güvenlilik profili gözlenmesi bakımından cesaret vericidir. İnterferonla tedavi edilen ancak MR sonuçlarına göre hastalık aktivitesinin devam ettiği veya hastalığın tekrarladığı hastalara uygulanan bu yardımcı tedavi, şimdiye kadar karşılanamayan medikal bir gereksinime cevap olabilir. Bu sonuçları bir Faz III çalışma programında da tekrarlayabilmeyi umuyoruz” şeklinde konuştu.

Arzu Kocabıçkıcı